• YARIM ALTIN
    3.041,00
    % 7,96
  • AMERIKAN DOLARI
    16,5563
    % 5,31
  • € EURO
    18,5739
    % 4,06
  • £ POUND
    21,9783
    % 4,54
  • ¥ YUAN
    2,5776
    % 4,86
  • РУБ RUBLE
    0,2235
    % 4,69
  • BITCOIN/TL
    773965,445
    % 0,82
  • BIST 100
    2.084,47
    % -8,52

Piyasalarda panik yaklaşıyor

Piyasalarda panik yaklaşıyor

Piyasalarda panik havasına yönelik tehlike sinyalleri, bu yılın başından bu yana güçleniyor

Görünen o ki herkes nakit doların en ticareti yapılabilir formunu bulmakta zorluk çekiyor. Finansal piyasalarda bu durum hazine bonolarında bir kıtlığa neden oldu. Bu bonolar, diğer ticaretlerde kolaylıkla teminat olarak kullanılabiliyor. Credit Suisse’den Zoltan Pozsar, “üç yıldır süren uzun teminat bolluğu sona erdi” dedi. Varlık olarak doların saygıdeğerliğinin diğer ucunda ise, ABD Merkez Bankası (FED) rekor sayıda 100 dolarlık banknotun basılması için talimat verdi.

En yüksek tahminlere göre 100 dolarlık banknotların toplam değeri neredeyse 320 milyar dolara ulaşacak. Bu rakam ise ABD’deki her vatandaşın nakit olarak 1000 dolar bulundurması için yeterli olabilecek. Elbette 100 dolarlık banknotlar halk için basılmıyor, banknotların en az %80’i basıldıktan sonra ABD dışındaki bankalara gönderilecek. Dolar bilgi sahibi olanlar tarafından alay konusu yapılırken, korku içindekiler ve işlerini gölgede yürütenler tarafından agresif bir şekilde stoklanıyor.

Özellikle de kapsamlı ekonomik resesyonları tetikleyen finansal panikler bazıları için faydalı olabilir. Aniden ortaya çıkan panikler piyasaları ve siyasileri daha önce mazur gösterilen aşırılıklara ve görmezden gelinen sorunlara dikkat etmeye zorluyor. Rastgele finansal spekülasyon ve parti politikaları, bazı istenmeyen, karmaşık ya da alışılmadık değişiklikler üzerinde mutabakata varılabilmesi için bir süreliğine rafa kaldırılıyor.

Önümüzdeki ayın son iki haftası ise, ABD’nin hazine ve ipoteğe dayalı menkul kıymetler piyasalarında bir panik havası için tüm koşulları yerine getirmiş görünüyor. Piyasalarda yaşanacak olan bu panik dünyanın sonu olmayacak olsa da, aniden birkaç bin metre irtifa kaybeden bir uçaktaki yolcu gibi hissettirecek. Financial Times’ın haberine göre bu paniğin en göze çarpan ve aciliyet teşkil eden sinyali, yıl başından bu yana kısa vadeli hazine bonosu oranlarındaki düşüş.

2021’in ilk 6 haftasında, bir aylık hazine bonosu oranları %66’nın üzerinde düşüş gösterdi. İki yıllık hazine bonolarının verimi ise %21’den fazla azaldı. Bu rakamlar ise kapsamlı bir şekilde yatırım yapılan diğer tüm menkul kıymetlerde görülen hareketlerden çok daha dikkat çekiciydi. FED’in favori enstrümanı, bankaların merkez bankalarında bulunan ‘rezerv fazlası’ mevduatının aksine, hazine bonoları teminat olarak kullanılabiliyor. Hazine bonoları diğer ilişkisiz işlemleri güvence altına almak için teminat olarak gösterilmeye hazır bulunuyorlar.

Küresel finans sistemindeki kişiler ya da kurumlar birbirlerine güven duymakta zorlandığında, daha fazla teminat talep ediyor. Öyle görünüyor ki bu güvensizliğin seviyesi hızla yükseliyor. Bu durum resmi hazine bonosu açık artırmalarında, verilen tekliflerin seviyelerinde dikkat çekiyor. Düşük teklifler, satıcıların bu teminatın bir kısmını elde edebilmek için oldukça düşük oranları kabul etmeye hazır olduğu anlamına geliyor. Bu durum ise geçmişte sistemik stres noktalarında ortaya çıktı.

Bununla aynı zamanda ise hazine bonolarının arzı azalıyor. Hazine arz dengesini yeniden kurmak istediği için bonoları ve daha uzun vadeli tahvillerini satıyor. Bu durum ise bu yıl 10 yıllık ve 30 yıllık tahvil verimlerinde görülen beklenmedik yükselişi kısmen açıklıyor. Tahvil verimleri geçtiğimiz hafta %1,25 seviyesinin üzerini test etti. Bunun sonucunda ise kaldıraçlı mortgage bankalarında tedbir aktivitesi tetiklendi. Faiz oranları yükselirken, bankaların sahip olduğu mortgage kredilerinin daha azı düşük faiz oranlarıyla yeniden finanse edilecek ve dolayısıyla varlıklarının “süresi” artacak.

Bu riskin üstesinden gelebilmek için bu miktara denk yüz milyarlarca hazine bonosu türevi satmak zorundalar. Bu durum hazine bonolarında bir satış dalgasının altını çiziyor ve 2003 yılından bu yana görülmemiş seviyede bir konveksite spirali tehlikesi yaratıyor. Aynı zamanda türev aktivitesindeki artışın da hazine bonoları aracılığıyla teminat altına alınması gerekiyor. Hazine bonoları ise bunu gerçekleştirmek için yeterli miktarda bulunmuyor.

Gelecek ay piyasalarda panik yaşandığı takdirde, bir yıl önce yaşadığımız piyasa koşullarını yeniden görebiliriz. Piyasalarda durgunluk genellikle mart ve eylül aylarında gerçekleşir. Bu durum ise ‘borç tavanı’ siyasetinin ötesine geçmeyi bir süreliğine kolaylaştırabilir. Aynı zamanda büyük bankalar da varlık tabanlarını küçültmek için ekstra bir yıl daha kazanabilir.

YORUMLAR YAZ